Duygusal Dakikalar..

Tanım

Şiir,edebiyat,eğitim,sağlık,dahil her konuda bilgilendirmeyi paylaşımı bulabilirsiniz..


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler


Gazeteci Olmak

Gazeteci Olmak

Günlerce yazıldı, söylendi, tartışıldı bir gazetecinin ölümü. Gazeteci diyorum çünkü benim için Hrant Dink sadece bir gazeteciydi. Fakat ne var ki Ondan önce bu ülkede o kadar çok gazeteci suikasta kurban gitmişken bu gazetecinin öldürülmesi kadar ne ses getirdi ne de tartışıldı.
Dünya sıralamasında en çok gazeteci öldürülen sekizinci ülke Türkiye imiş. Cumhuriyet öncesinde 8, Atatürk döneminde 2, 1970'lerde 1,1980 olaylarında 8, Özal döneminde ve sonrasında ise 41 gazeteci öldürülmüş. Son 15 yılda Türkiye'de öldürülen gazeteci sayısı ise 18'miş.
Peki bu kadar gazetecinin öldürülmesine neden böylesine tepkiler verilmemiştir? Anımsadığım kadarıyla Uğur Mumcu suikastinde insanlar biraz tepki göstermişlerdi o kadar.
Gazeteci kimdir? Akşamları internete bakıp birkaç siteyi gezdikten sonra bazı alıntılarla sözde yazısını yazmak mıdır? Gerektiğinde canı pahasına can pazarında haber peşinde koşmak mıdır? Yoksa bu işin eğitimini alıp; dürüst, objektif, orijinal bilgilerini halka açıklamak mıdır?
Bu sorular çoğaltılabilir. Benim gazetecilik anlayışımda kesinlikle doğru haberi veren, yorumlarını ifade ederken bağlı bulunduğu toplumun özellikle manevi değerlerini aşağılamayan, halkı bilgilendirme misyonunu yüklenirken bunu en doğru kaynaklardan araştırarak çalışan, başka bir ülkeye gittiğinde kendi doğrularından ayrılmayan kişidir.
Günümüzde bir gazeteci aslında yol gösteren bilge kişi misyonunu da yüklemelidir kendisine. Bunu yaparken hangi gazete bana en çok ücreti verir? Hangi medya patronuna yaransam da şuralarda olsam gibi maddi kaynaklı düşünen gazeteci kimliğine sahip ama gerçekte onur kimliğinden uzakta gezmemelidir ortalıkta.
Bir gazetecinin okuyucusunun olması doğaldır. Peki bir gazetecinin kimliğini kendisine yapıştırmak, kendi kimliğinden, geçmişinden,gerçeklerinden vazgeçmek bir okuyucu için olması gereken midir? (Bakınız: "Hepimiz Ermeniyiz")
Bu konuyu yorumlamak bile istemiyorum. Bunu diyen ağızların bir gün olsun sokaklara dökülüp "Hepimiz Mehmetçiğiz", dediklerini anımsamıyorum. O yüzden tartışma gereksiz bu noktada. Gerekli olan bu gelişmeleri bir gazeteci olarak doğru ve dürüst verebilmek. Eğer Ulusal medya bu sloganları destekler mahiyette yön veriyorsa işte bu nokta da tekrar gazeteci kimdir? Tartışması çıkar ortaya.
Bir gazetecinin ölümü ardından yerel gazetelerin manşetlerinde ise bu tür provokasyonların halkı yanlış ve gereksiz yönlendirildiğinin altı çiziliyorsa, Atatürk'ün kurtuluş savaşını neden Anadolu'da başlattığının cevabını bir kez daha anlamış oluyor insan. Anadolu insanına neden güvendiğini, maddi çıkarlar peşinde koşmayacaklarını, topraklarını, kimliklerini satmayacaklarını.
Etnik kimliği ne olursa olsun, söyledikleri, yorumları bize ne kadar ters gelirse gelsin değil bir gazeteciyi hiç kimseyi öldürmek doğru değildir elbette. Bu Ülkede Devlet vardır, Yargı vardır. Ancak bir insanın veya arkasında her kimler varsa onların günahını bir topluma mal etmekte son derece acımasız bir yanlıştır, ayıptır. Sokaklara dökülüp gerek devleti gerek toplumu suçlayanlar ise aslında bir maşanın ucundaki kömür parçalarıdır ki bir kağıdı tutuşturmaya çalışılan. O kağıt ki bembeyazdır, o kağıt ki benim şanlı Yurdumdur.O kağıdın her köşesinde canıyla kanıyla savaşmış Mehmetlerimiz yazmaktadır. (yatmaktadır).
Gazeteci olsun olmasın, insan kim olursa olsun ne maşayı tutan ne de maşanın ucunda tutunmaya çalışan olmamalı, vicdanını dinlemelidir.       


Tarih: 09:29, 20/4/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Vadi..

Vadi’nin Ötesi

Kurtlar vadisi -Terör dizisinin yayından kaldırılması ve bunun gerekçeleri, arkasındaki nedenler her yerde tartışma halinde.
RTÜK'ün bu diziyi kaldırma sebeplerinden en dikkat çekeni; "tek taraflı milliyetçiliği kışkırtabilecek öğeler fazlasıyla kullanılmış olması"nı savunması. Zaten son dönemde Milliyetçiyim demeye çekinilecek hale getirilmişken böyle bir kaldırılma gerekçesini ilk bölümü izleyen biri olarak kesinlikle kabul etmek mümkün değil. İlk bölümde bırakın Milliyetçiliği ve ırkçılığı tam tersine iki milletin bu ülkede her şeye rağmen kardeş olduğunun ve olması gerektiğinin altı çiziliyordu.
Yaklaşık 25 yıldır bu topraklarda yaşanan terör belasını ve bu konudaki bazı unsur ve olayları ekranlara taşıyan bu dizi neymiş çocuklarda şiddete yönelik, silahlanmaya özendirici unsurlar da taşıyormuş.
1- Bu dizi 3 yıldır yayınlanıyor da bu yeni mi aklınıza geldi?
2- Madem çocuklarınız olumsuz etkileniyor başka kanal mı yok?
3- Çocuklarınız geç saatte yayınlanan bir dizinin neden izleyicisi?
4- Çocuğum dansöz olmak istiyor, oryantal star kaldırılsın, Çocuğum şöhret olmak istiyor şöhret dizisi kaldırılsın mı denecek yarın öbür gün?
5- Yakında bu dizi internet yoluyla, DVD, VCD yoluyla piyasaya çıktığında sizler alıp izlediğinizde o zaman da çocuklarınızı mazeret gösterebilecek misiniz?
İşin ilginci Kurtlar Vadisi-Terör dizisi bir ilke daha imza atmış. Dünyada ilk kez bir dizi yasaklanmış.
Milliyet gazetesi internet sitesinde 14 Şubat akşamı başlayan ve 15 Şubat akşamı dizinin yayın saatine kadar süren "Kurtlar vadisi-terör" dizisi yayından kaldırılsın mı başlıklı ankete 762 bin kişi katılmış ve katılanların 640 bin kişisi dizinin yayından kaldırılmaması yönünde oy kullanmış. Hürriyet gazetesi ise yine internet sitesinde gizli oy sistemiyle bir anket yapmaktadır, sonuçlar oylama devam ettiğinden dolayı açıklanmamıştır. RTÜK ise telefonlarının kilitlendiğini, 1 Ocak - 13 Şubat 2007 tarihleri arasında 16 bin 597 başvuru yapıldığını, bu başvurularınsa 13 bin 953'ünde dizinin yayından kaldırılması yönünde isteğin olduğunu açıklamıştır.
Şaşırmadan edemiyor insan neden bu kadar farklı sonuçlar ortada? RTÜK başkanı Zahid Akman CNN Türk'ün Manşet programında diziyi kendilerinin kaldırmadığını, Show TV'nin maddi sıkıntıdan dolayı diziyi kaldırdığını savunması da pek de inandırıcı gelmedi kimseye.
Ekranlarda; Ağa, Aşiret, Şöhret dizileri varken, bir gecede 150 bin dolarlara bedenlerin satıldığı diziler varken çocukların psikolojisi bozulmuyor da, toplumda karışıklığa, ayrımcılığa gidilmiyor da, Vadideki gerçekler mi Birilerine zarar getiriyor? Bir dizinin kaldırılması için kesinlikle haklı sebepleri olması gerekir. Oysa ben ortada mantıklı bir sebep göremiyorum.
Bir toplum kendi gerçeklerini bir takım kitaplarla (Şu Çılgın Türkler v.s), Sinema filmleriyle (Kurtuluş v.s), Seminerlerle, Konferanslarla ve Türk halkının fazlasıyla tercih ettiği televizyon dizileriyle görecektir. Beğenmeyen, işine gelmeyen bu dizileri, bu kitapları, bu filmleri izlemez. Nasıl izlememek yasak değilse, izlemek de yasak olmamalı. Kişilerin beğenilerine saygı duymaktan bahsedenler işlerine gelmeyince o kişilerin haklarına, tercihlerine çok güzel müdahale edebiliyorlar maalesef.
"Beğenmiyorsan izleme" ne kadar doğruysa, "Beğenmiyorsan yasakla" tavrı da son derece yanlış ve uygarlığa yakışmaz.


Tarih: 09:28, 20/4/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Yine bir Trafik kazası

YİNE BİR TRAFİK KAZASI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ...

Aksaray yakınlarında geçtiğimiz Cumartesi günü sabaha karşı meydana gelen 33 kişinin öldüğü, 29 kişinin de yaralandığı trafik kazası için öncelikle söylenmesi gereken; Allah ölenlere rahmet,kalanlara ise sabır versin..
Haberlere baktığım zaman ağlamamak elde değildi.Kim bilir o küçücük bedenlerin ne hayalleri vardı,daha neler yapacaklardı bu minikler.Doktor olacaklardı,öğretmen,hemşire,gazeteci olacaklardı beklide..
Olayın arkasından ortaya çıkan gerçekler ise bir o kadar daha acı. Kazaya tanık olan bir kamyon sürücüsü; "Kamyonu durdurduğumda kazaya karışan kamyonla aramızda 50 - 60 metre vardı. Araçtan indiğimde her yerde çocukların çığlıkları yankılanıyordu.Ne yapacağımı şaşırdım. Otobüsün içerisine girmeye çalıştım,her taraf kopmuş kollar ve bacaklarla doluydu. Küçük bir çocuğu kurtarmak için kucağıma aldım. 'Ağabey kolum nerde?' diye sorunca ne yapacağımı şaşırdım. Birini kurtarayım derken farkında olmadan başkalarının koluna,kafasına bastım. Hiç kimse bana yardım etmeye çalışmadı. Yoldan geçenler durdu, ama kan gölünü görünce korkudan kimse yanaşmadı."
Evet bu söylemden çıkarılacak sonuç şudur: İnsanımız ne kadar duyarsız! Ne demek korkmak? İnsan bu manzara karşısında korksa bile kendini toplayıp insanlık adına yaralıları en yakın hastaneye  götürmesi gerekmiyor muydu?
Tabii ki suçlu aramak o minicik bedenleri geri getirmeyecektir. Hüznü gönderip sevinci kucaklamayacağız elbet..
Ama bu kaçıncı trafik kazası kaçıncı tepkisizlik??
Zaten kazanın nedeni ayrı bir ihmal ve hata.Bu kazanın tespit tutanağını hazırlayan bilirkişi polis ekibi, kazanın nedenini otobüsün şerit ihlali yapmasından kaynaklandığını bildirdi. Ayrıca ikinci bir neden kazanın meydana geldiği bölgede yol çizgilerinin silikleşmesi ihtimalinin olabileceğini belirtmeleri.
Şimdi sen onlarca can taşıyacaksın ve kontrolsüz araç kullanacaksın. Canımız kimlere emanet ? Yollardaki şeritlerin silinmesine gelince burası mahalle yolumu demeden edemiyor insan? Nerde karayolları çalışmaları?
Önümüzdeki hafta sonu bir ehliyet sınavı daha var bu sınavın ve diğer sınavların daha seçici yapılması gerekiyor. Sınavlarda adaylardan cep telefonlarını toplayarak, kitaplarını toplayarak bu kazalar engelleniyor mu? Hangi sürücü adayı psikolojik teste tabii tutuluyor? Dikkat ve hafıza testlerine tabii tutuluyor? Bu ülkede artık elini kolunu sallayan ehliyet almamalı.Aldıktan sonra da en az 6 ayda bir psikolojik ve fizyolojik testlere tabii tutulmalı. Hem ehliyet alımı konusunda hem de trafik kazalarının önlemi konusunda artık daha ciddi önlemler alınmalıdır.
Bu güzelim ülkede trafik terörü varken önlemler alınmazsa daha çok canlar yanacak. Umarım yapılan hatalardan sonra önlem alınacağına önlemler önceden alınır ve kimsenin canı yanmaz. Ateş düştüğü yeri yakar elbet.. Bu olaya bir vatandaş olarak çok üzüldük ama aileleri perişan olmuştur muhakkak.Artık birilerinin hataları yüzünden acı çekmek istemiyor kimse..


Tarih: 01:46, 20/4/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | ->