Tanım
Şiir,edebiyat,eğitim,sağlık,dahil her konuda bilgilendirmeyi paylaşımı bulabilirsiniz..
Bağlantılarım
*
*
*
*
Kategoriler
|
KİŞİ BİLDİĞİ KADAR DÜŞÜNÜR
KİŞİ BİLDİĞİ KADAR DÜŞÜNÜR...
Bazen bildiğimiz şeylerin dışına çıkıp belki de hiç cevabı olmayan şeyleri düşünürüz. Bir süre sonra artık bu soruların yükünü taşıyamaz birilerine sormaya çalışırız. Kimilerinin verdiği cevaplar bizi tatmin etmez. Kimilerinin o sırada bize cevap verecek hali yoktur. Kimilerinin ise cevap vermeye hiç niyeti yoktur… Sıkışıp kalırız. Kitaplara bakarız belki bir ipucu bulabiliriz diye. Ama bulamayız… Çözüm nerdedir? Kimdedir? Derken artık iyice bunalmışızdır. İnsanoğlu böyle durumlarda bir kapı arar, bir ışık arar ona yol gösterecek. İlham perisi mi dersiniz bilmem ama bu durum çok can sıkıcıdır… Aslında çoğu kimsenin farkına varamadığı şey cevapların insanın yine kendi benliğinde olduğudur. Benliğini ele geçiren parçalayan insan insan-ı kâmil olmamış mıdır? Yani sorduğumuz soruların cevapları aslında yine kendisindedir. Yani soruyu soran da biziz cevap da yine kendimizde olacaktır. Sözün kıssası kişi bildiği kadar düşünecek, sorduğu kadar cevap verecektir. Aşağıda anlatacağım hikâye bana bir hayli ilginç geldi. Hikâyenin sonundaki soruya vereceğiniz cevapları bekliyorum. Bu hikâyeyi içimizden biri yaşamış ve bir türlü cevabı bulamamış. Ama nihayetinde anlamış ki aslında cevap kendisinde… Adamın biri Almanya da çalışıyor. Tatillerden birinde Türkiye'ye geliyor. Biraz kafa dağıtmak için biraz da memleket deki eğlence ortamını merak ettiğinden bir bara gidiyor. Bir şeyler içtikten sonra Karşı masadaki bayanla göz göze geliyor. Bayanın bakışlarından cesaret alıp garsonu çağırıyor. Cebinden bir kağıt çıkararak garsona uzatıyor,bayana vermesini söylüyor.Garson kağıdı bayana götürüyor.Kadın kağıdı okur okumaz ayağa kalkıp kahramanımızın kafasına çantasını indiriyor.Bunun üzerine bar çalışanları adamın yanına gelip ne olduğunu soruyorlar.Adam şaşkınlıkla olayı anlatıyor.Adamın elindeki kağıdı okuyan bar çalışanları adamı sille tokat dışarı atıyorlar.Adam moral sıfır şekilde ve olayın şokunu atlatamadan eve geliyor.Anne ve babası ne olduğunu sorduğunda olayı anlatıp kağıdı gösteriyor ve neden böyle olduğunu anlamadığını söylüyor. Anne ve babası kağıdı okuyorlar adama kızıp evlatlıktan ret ediyorlar. Adam üzgün bir şekildeyken karısı geliyor adam ona da başından geçenleri anlatıp kâğıdı uzatıyor. Karısı kâğıdı okur okumaz evi terk ediyor ve boşanma davası açıyor. Adam günlerce yemeden içmeden kesiliyor. Bir gün parkta bankta otururken yanına bir adam geliyor oturuyor. Niye üzgün olduğunu soruyor. Adamda her şeyi anlatıp cebindeki kâğıdı gösteriyor. Kâğıdı okuyan diğer adam çok sinirleniyor ve adamı dövmeye başlıyor. Oradan geçen polisler olaya müdahale edip adamları karakola götürüyorlar. Karakoldaki komiser olayı dinleyip kâğıdı alıp okuyor. Şaşkına dönen komiser kahramanımıza kızıp nezarete atıyor. Bu arada kahramanımız hala şaşkın, bezgin ve şok halinde o gece hiç uyumuyor. Ertesi gün mahkemeye çıkan adam hâkim karşısında ağlamaklı başından geçenleri bir bir anlatıyor. Hâkim uzatılan kâğıdı merakla alıyor ve okuyor. Sonun da kararını açıklıyor. İDAM! Adam artık zaten canından bezmiş vaziyette idam gününü bekliyor. Nihayet idam günü geldiğinde cellât'ın yanında ölümünü beklerken cellât son isteğini soruyor. Adam cebindeki kâğıdı çıkarıp cellâda veriyor ve onu saklamasını söylüyor. Cellât kâğıdı alıyor ve okuyor. Cellât okur okumaz adamı öldürmekten vazgeçiyor. Adamın karmaşık bakışları karşısında cellât orayı terk ediyor. Nihayetinde kahramanımız kâğıttaki sırrı çözüyor… Sizce kâğıtta ne yazıyor olabilir? Cevaplarınızı bekleyeceğim…
|
Tarih: 09:54, 20/4/2007 |
Yorum yaz |
|
|